Şahika Ercümen / Dünya Serbest Dalış Rekortmeni
sahika_ercumen_blog_gorsel_3

Benim için hayat ilk nefes aldığımda değil, ilk nefesimi tuttuğumda başladı.

Benim için hayat ilk nefes aldığımda değil, ilk nefesimi tuttuğumda başladı. Bu, benim hayatla ilgili en önemli cümlem… Çocukluğumda bırakın spor yapmayı, evden dışarıya bile çıkamıyordum. Astım rahatsızlığı, nefes dahi almama engel oluyordu. Annem sabahlara kadar başımda bekler ve doktor ziyaretlerimiz hiç eksik olmazdı. Fakat yazın denize girdiğim zamanlar kendimi çok iyi hissederdim.

İlkokul sonrası, Anadolu Lisesi’ni kazanmıştım ve yabancı dil öğrendiğimiz hazırlık sınıfında İngilizce öğretmenimiz Meral Yerdelen ile su sporları kulübünü ziyarete gitmiştik. Gün batımında, denize nazikçe dokunan güneş ışınları adeta mücevher gibi gözlerimi kamaştırıyordu. Çanakkale Sualtı Sporları Kulübü antrenörleri Mehmet Günaydın ve Hakan Şanlı, fiziksel yapımın sualtı sporlarına çok uygun olduğunu ve bu sporu denemem gerektiğini söylemişlerdi. Ben ise denizin büyüleyici güzelliğini seyretmekten kendimi alamıyordum. Benden nefesimi tutup sualtında gidebildiğim yere kadar gitmemi istediler. Kafamı suyun altına soktuğum andan itibaren büyülü bir dünyada olduğumu anladım. Adeta nefes alıyordum, sanki suya girince bazı süper güçler kazanmıştım.

sahika_ercumen_blog_gorsel_2

İşte her şey o anda başladı… Suyun altına her dalıp çıktığımda yeniden doğuyordum. Yıllarca spor yapamamanın hırçınlığı ile diğer takım arkadaşlarım 2 saat antrenman yapıyorlarsa, ben 6 saat antrenman yapıyordum ve her antrenman sonrası yenileniyordum. Spora başladığım ilk yıllarda, milli takıma seçilmiştim fakat benim hedeflerim çok daha büyüktü. Bazı şeyler ruhumuza adeta kazınmış. Nedendir bilinmez, çocukluğumdan beri en derine inen olmayı istemişimdir. Hastalığımdan dolayı yemek yemediğim zamanlarda komşumuz sevgili Orhan Amca’nın bana denizkızı resimleri çizmesini ister ve ona hayran hayran bakarken anneannemin bana birkaç lokma yedirmesine izin verirmişim. Denizkızı masalları beni hep çok etkilemiştir. Dedemin ve dayımın ansiklopedilere ilgileri vardı ve evimizde denizlerle ilgili özel ansiklopediler bulunuyordu. Bu ansiklopedilerin yunuslar ve balinalarla olan kısımları hep eksiktir çünkü o sayfaları hep yanımda taşımak istediğim için oradan muzurca koparıyordum :) Şimdi durup düşündüğümde daha o yıllarda içimde ne büyük bir tutku olduğunu hissedebiliyorum. Dünya rekorları kırarken aslında tek yaptığım tutkularımı takip etmekti…

İlk dünya rekorumuzun sıradışı olmasını istemiştik ve dünyanın en zor dalış kategorilerinden birisi olan Buz Altı Dünya Dalış Rekoru’nu denemeye karar verdik.

Dünya rekoru kadınlarda 70, erkeklerde 100 metreydi. Biz ise hem kadınlar hem erkekler rekorunu geçerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi istiyorduk. Buzun altı çok soğuk. Buz gibi terimini orada bir kez daha anlıyorsunuz. Bunun yanında, buz altının en büyük zorluğu üzerinizin 30 cm’lik buz tabakası ile kapalı olması ve sadece tek bir çıkış noktanız olması. Bu rekorun zorluklarının farkında olarak ciddi bir kamp dönemine girdim. Antrenmanlarda 100 metreye yaklaşmıştım fakat rekora 2 hafta kala Alman bir erkek dalgıç, rekoru 100 metreden 108 metreye çıkarttı. Buzun altı için bu büyük bir fark. Biraz sarsıldığımı itiraf etmeliyim fakat bu kadar zorluğa rağmen demoralize olmak yerine kendimi motive ettim. Ben bunu gerçekten istiyordum ve o gün elimden gelenin en iyisi için dalacaktım. Bahane yaratmak ve vazgeçmek için çok sebep vardı fakat orada gerçekten bir şampiyon olmak için ne gerektiğini anladım; ya kendi en iyimi ortaya koyup cesurca mücadele edecektim ya da eve dönecektim.

Tabii ki son nefesime kadar elimden gelenin en iyisini yapmayı seçtim. Fakat bunu uygulamak, söylemek kadar kolay değil. Rüyalarımda bile bunu ne kadar istediğimi görüyordum ve korkularımla yüzleşiyordum. Zorluklar ve korkular, aşılmak için, beni daha yüksek bir basamağa taşımak için oradaydılar. Fark ettim ki onları kabullendiğimde ve yaptığım işten keyif aldığımda daha iyi bir performans gerçekleştirebiliyorum. Sonra çocukluğumu düşündüm, nefes alamadığım günleri… Artık nefes alabiliyorsam; herşeyi yapabilecek gücüm vardı. Git ve kazan dedim kendime! İşte benim hikayem böyle başladı…

2011 yılında Avusturya Kuzey Buz Denizi’nde 110 metrelik bir mesafeye dalarak Buz altı Yatay Dalış Dünya rekorunu kırmayı başardık ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazandık.

Tutkuyla yaşamak ve farklı yaşamlara dokunmak yaşamımı onurlandırıyor. Ben de bunun büyüsü ile kendi en iyimi keşfetmeye devam ediyorum.

Bir yorum yapılmış

  1. orhan karakuş 15/07/2015 22:09 tarihinde yazdı

    Güzel bir dirim öyküsü…azim ve karalılık her güçlüğü yenecek ruhla donatır insanı…baki selamlar…

Yorumlarınızı bekliyoruz

e-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

*

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>