Demir Şarman / Anadolu Grubu Tarım, Enerji ve Sanayi Grubu Başkanı

Tüm dünyanın COVID-19 pandemisi nedeniyle hem kendilerinin ve sevdiklerinin hem de insanlığın sağlığını korumak için evlerine kapandığı bu süreçte, sağlık kadar dengeli beslenmenin de önemi büyük. Bu olağanüstü dönemde besine ulaşabilmenin kritik hale gelmesi, hepimize tarım sektörünün ne kadar önemli bir sektör olduğunu bir kez daha farkettirdi. Dünya genelinde, tarım sadece bu dönemde değil, her zaman gıda ihtiyacının karşılanması, çölleşme ve kuraklıkla mücadele, biyoçeşitliliğin korunması gibi pek çok küresel sorunun merkezinde yer alıyor. Devamını oku →

Tuncay Özilhan / Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı

Ülkemizde 11 Mart’ta açıklanan ilk COVID-19 vakasının ardından maalesef vaka sayıları artmaya devam ediyor. Devletimiz, salgını önleyici tedbirler almayı sürdürürken, bir yandan da ekonomimizin, işlerimizin ve hayatlarımızın sürdürülebilirliği için çok kritik kararlar alınıyor ve destekleyici paketler açıklanıyor. Biz de dahil olmak üzere, bir çok büyük şirket, marka ve sosyal kuruluş, bir yandan bağışlarla ve kampanyalarla süreci desteklemeye çalışırken, bir yandan kritik üretim ve operasyon süreçlerini devam ettirerek toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyor. Sağlık çalışanlarımız, ülkemizin dört bir yanında gece gündüz çalışarak hem hastalığın yayılmasını önlemeye hem de hastalananlara çare olmaya çalışıyor. Sadece ülkemiz için değil, tüm insanlık için çok zor ve çok ciddiye alınması gereken bir süreçten geçiyoruz. Devamını oku →

Aylin Pak / Anadolu Vakfı Bursiyeri, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp 3. sınıf öğrencisi

Anadolu Vakfı ile yolum üniversite hayatımın tatlı bir telaşla başladığı zamanlarda kesişti. Başvurumu yapıp mülakata çağırıldığımda biraz tedirgin olmuştum ama çok samimi bir ortamla karşılaşmış ve “Mutlaka bu ailenin bir parçası olmalıyım” diye düşünmüştüm. Devamını oku →

Necip Şen / Anadolu Isuzu Chief Young Officer’ı / İTÜ İşletme Mühendisliği, 4. sınıf öğrencisi

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yıllar yıllar önce, Anadolu’da hâlâ kendi değerlerinden beslenen, gücünü Anadolu’nun temiz yüreğinden ve insanlar arasındaki iş birliğinden alan, ticaretle uğraşan “aileler” varmış. Masal bu ya, bu aileler dönem dönem evlerinin kapılarını bir şeyler öğrenmek isteyen meraklı ve azimli gençlere açarlarmış. Ama bu kapıdan girmek öyle kolay değilmiş. Nice sınavları geçmek ve gerçekten istemek gerekliymiş. Bir kez o kapıdan içeri girdikten sonra da rengârenk, dopdolu bir dünya aralanıverirmiş. Misafirler orada nice şeyler öğrenir, nice şeyler yaşarlarmış. Öğrendikleri o derece çokmuş ki ilk geldiklerinde denize bile açılırlarmış. Hiçbir zaman misafir oldukları da hissettirilmezmiş. Ev sahibi gibi ağırlanırlarmış, ev sahibi gibi çalışırlarmış. Canlarının istediği her yere girer, canlarının istediği her şeyi sorarlarmış. Bununla da kalmaz, bu çocuklar daha sonra bu ailelerin bir parçası olma imkanına da kavuşurlarmış. Devamını oku →